Kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Göllerinin güneyinde ve bu göllere hakim bir tepe üzerinde kurulan iç kalenin doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili kuzey tarafı ise sarp kayalıktır.
Kalenin, şehir surlarının güneybatı köşesini oluşturan yüksek tepenin üzerine inşa edilmiş olması hem şehre karşı hem de dışarıdan gelecek düşmanlara karşı savunma sağlamıştır. M.S 812-814 yıllarında, Arap istilası döneminde şehir surlarının yeniden inşa edilmesi sırasında kalenin de inşa edildiği bilinmektedir. Zira Procospius’un 6. Yüzyılda yaptığı dökümlerde surlardan bahsedildiği halde, bir kalenin varlığından söz edilmemiştir. Tarihi kayıtlarda kalenin adına ilk kez 11. Yüzyıl başlarında rastlanmaktadır. Buna göre kalenin inşa tarihi 6.yüzyıl ile 11. Yüzyıl tarihleri arasına düşmelidir ki bu da 812-814 yıllarında ki Arap istilası dönemi demektir.
Güneydeki kayadan oyma hendeğin, buradaki M.S 3.yüzyıla ait nekropolün üzerine yapıldığı, hendek kenarında kesilmiş, yarım kaya mezarlarından anlaşılmaktadır. Kale üzerindeki Korint başlıklı iki sütundan doğuda olanın kente bakan kuzey cephesindeki Süryanice kitabede; “Ben Eftuha’yım, güneşin oğluyum. Bu sütunlarla üzerindeki heykeli Kral Mano’nun kızı Kraliçe Şalmet için yaptırdım.” yazılıdır. Kitabede sözü edilen heykel günümüzde yerinde bulunmamaktadır. Kral Mano’nun M.S.240-242 yılları arasında hüküm sürdüğü düşünülecek olursa, sütunların 812-814 yılları arasındaki esas inşa tarihinden önce buradaki tepe üzerine yapıldığı ortaya çıkmaktadır.