Eshab-ı Kehf ya da Yedi Uyurlar’ın Kadim Hikayesi

8.02.2024

6 Dakika

Eshab-ı Kehf ya da Yedi Uyurlar’ın Kadim Hikayesi

 

İnsanların anlattığı tüm hikayelerin ortak örüntüler barındıran temel anlatılara dayandığı düşüncesine aşina olabilirsiniz. Günümüzde birbirine pek de yakın sayılamayacak farklı kültürlerin şaşırtıcı derecede benzer hikayelere ve bunlardan doğan inançlara sahip olması da bu fikri destekleyen bir olgudur. Hatta kimi anlatılar insanlığın akıl almayacak kadar büyük bir kısmına mal edilir ve dünyanın bir ucundan diğerine bu hikayelere inanan insanlar, anlatılan olayın kendi memleketlerinde geçtiğini iddia ederler. 

 

Yedi Uyurlar hikayesi de çok eski Hint metinlerine dayanmasına rağmen, milyonlarca insanın inandığı Hristiyanlık ve İslam dinlerine yansıyan örnekleriyle bu anlatılardan biridir. Yedi Uyurlar’ın yaşadığı iddia edilen onlarca yer söz konusudur. Kutsal metinlerdeki anlatıya en benzer özellikleri sergileyen yerlerden 4’ü ise Türkiye sınırları içindedir. İsterseniz, bu yerleri tanıtmadan önce bu kadim hikayeden söz edelim. 


Dünyanın En Eski Anlatılarından Biri

 

Yedi Uyurlar hikayesinin ilk izlerine, dünyanın en eski metinlerinden biri olan 200.000 beyitlik Hint Destanı Mahabarata’da rastlanır. Destanın bir bölümünde, yedi kişinin, yanlarında bir köpekle, yaşadıkları krallığa ve dünyaya yüz çevirip inzivaya çekilişi anlatılır. Her ne kadar bu hikaye Protestanlığın ortaya çıkışıyla eski önemini kaybetmiş olsa da en detaylı haline Hristiyan anlatısında rastlandığı söylenebilir. Bu anlatı, Roma İmparatoru Decius döneminde Hristiyanlığı kabul edenlerin gördüğü baskıya değinir. Bu dönemde Hristiyanlıktan vazgeçmeleri emredilen yedi genç, tüm mal varlıklarını yoksullara dağıtır ve inzivaya çekilip ibadet edebilecekleri bir mağaraya yerleşirler. Gençlerin Hristiyanlıktan vazgeçmediğini fark eden imparator, mağaranın girişini kapattırıp gençleri içeriye hapseder.  Hikayenin farklı anlatılarına göre gençler 184 ila 300 sene mağarada kapalı kalırlar ve aradan geçen zamanda Hristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nun resmî dinine dönüşür. Yedi gencin onlarca yıl önce kapatıldığı mağaranın yeni sahibi, kapatılmış girişi açtırdığında gençlerle karşılaşır. Yedi genç, giriş açıldığında, bunca yıla rağmen yalnızca bir gün uyuduklarını zannederler ve aralarından birinin yiyecek almak için dikkatlice şehre gitmesine karar verirler. Genç, şehre gittiğinde insanların Hz. İsa’nın adını serbestçe andıklarına şahit olur ve şaşırır. Onun, elindeki Decius zamanından kalma paralarla alışveriş yapmaya çalışması da şehirlileri şaşırtır. Böylece bir piskopos, gençlerle konuşup durumu anlamak için, yüzlerce yıldır uyudukları anlaşılan mağaraya gider. Gençler burada piskoposa mucizevi hikayelerini anlatırlar ve Tanrı’ya dua ederek can verirler. 

 

Kuran-ı Kerim’in Kehf Suresi de bu hikayeyi daha sade ve genel çerçeveyle aktaran bir anlatı gibidir. Surede mağarada kalan gençlerin sayısı hakkındaki iddialara yer verilir, ayrıca yine gençlerin mağarada 309 yıl kaldıkları ifade edilse de bu iki konuda gerçekleri sadece Allah’ın bilebileceği belirtilir. Kuran-ı Kerim’deki bu anlatı, Müslümanlar tarafından Eshab-ı Kehf olarak bilinir ve Yedi Uyurlar’ın mağarası olduğu düşünülen yerler, kutsal ziyaret mekanları olarak görülür.


Türkiye’deki Yedi Uyurlar Mağaraları

 

Hristiyanlıktaki anlatının Efes isimli bir kentte geçmesi, İzmir’de Efes Antik Kenti’ne yakın bir mağaranın Yedi Uyurlar Mağarası olarak kabul edilmesine sebep olur. 5. ya da 6. yüzyılda mağaranın üzerine yapılmış bir kilisenin kalıntılarında da Yedi Uyurlar’a ithaf edilmiş yazıtlar bulunur. Bu hikayenin gerçek dünyadaki yansımalarını incelemek isterseniz, Efes Antik Kenti'ne gittiğinizde Hristiyan dünyasında hikayenin geçtiği mekan olarak kabul edilen Panayır Dağı eteklerindeki Yedi Uyuyanlar Mağarası'nı ziyaret edebilirsiniz. 

 

İslam dünyasına göre Yedi Uyurlar’ın mağarasının ise dinler tarihinde önemli bir merkez olan Tarsus’ta bulunduğu düşünülür. Halk arasında Ziyaret Dağı olarak bilinen ve kutsal kabul edilen bir bölgede yer alan mağaraya 15-20 basamaklı bir merdivenle inilir ve mağaranın içinde 3 tünel bulunur. Bölgede bu ve benzeri anlatılara ev sahipliği yapan pek çok örenyeri bulunduğu gibi bu arkeolojik alanlardan çıkarılan eserleri Tarsus Müzesi’nde inceleyebilirsiniz. Ayrıca Hz. İsa’nın 12 Havarisi’nden Aziz Paul’ün doğum yeri olarak kabul edilen Tarsus’ta, St. Paul Anıt Müzesi’ni de ziyaret edebilirsiniz. 

 

Türkiye’de Yedi Uyurlar’ın mağarası olduğu düşünülen iki alan daha vardır. Bunlardan biri Diyarbakır’ın Lice ilçesinde bulunmakta ve Kuran-ı Kerim’deki tasvire uygun bir mağara olduğu düşünülmektedir. Hikayenin geçtiği mekan olduğuna inanılan bir diğer mağara da Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesindedir. 

 

Yine dinler tarihinden, Türkiye topraklarının ev sahipliği yaptığı ve Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’ndeki Akdamar Adası’na ismini verdiği düşünülen diğer bir ilginç hikayeyi öğrenmek için “Akdamar’a İsmini Veren Dokunaklı Sesleniş: ‘Ah Tamara!’” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Menu
English
Giriş